
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, AK Parti’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sonrası döneme ilişkin tartışmaların yeniden yoğunlaştığını belirterek, iktidarın yeni bir siyasal model arayışında olduğunu savundu. Okuyan, “Türkiye’nin kavşağı seçimli bir demokrasi ile seçimsiz bir monarşi arasında olmayacak. Türkiye’nin kavşağı açgözlülüğün akılsızlaştırdığı bir sömürü düzeninde bilinmezlik ve yıkım içinde sürüklenmekle emekçi halkın temsil ettiği yeni bir kurucu irade arasında olacak” dedi.
Sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulunan Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, AK Parti içerisinde Erdoğan sonrası döneme ilişkin tartışmaların yeniden gündeme geldiğini belirterek, eski isimlerin yanı sıra yeni isimlerin de konuşulmaya başlandığını ifade etti.
Okuyan, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“AKP’de Erdoğan sonrasına ilişkin tartışmalar bir kez daha yoğunlaştı. Eski isimlere yenileri eklendi, hatta Akın Gürlek’in adını da görmeye başladık. Hakan Fidanlı, Bilal Erdoğanlı, Berat Albayraklı listede.
Henüz Erdoğan’ın adaylığı ilan edilmiş değil. İktidarın iddia ettiği gibi seçimler 2028’de yapılacaksa, 2033 yılına kadar sürecek bir dönemden söz ediyoruz demektir. Zor.
Bu açıdan bakıldığında tartışma belli ki sadece bir sonraki dönemle ilgili değil. O yüzden iktidara yakın bazı gazeteciler Cumhurbaşkanlığının yeniden sembolik bir makama dönüştürüldüğü ve asıl ağırlığın AKP Genel Başkanı ve Başbakan’a kaydırılacağı bir modelden söz etmeye başladılar. Yani AKP’ye yeni bir Genel Başkan arıyorlar.
Peki iktidar cephesinde bu geçişi olanaklı kılacak ve toplumu ikna edecek bir heyecan, bir iddia var mı?
Anayasa deniyor. İçeriğe dair tık yok hâlâ; takırtı tukurtu var. Yeni Osmanlı’ya anayasal bir düzlemde meşruiyet sağlamak sanıldığı kadar kolay değil. Bekliyorlar. Yeni çözüm süreci. Orada da bekliyorlar.
Tek yaptıkları, yerli ve yabancı sermayeyi AKP dışı arayışlardan uzak tutacak ve düzen içi seçenekleri seçenek olmaktan çıkaracak operasyonlar yapmak. Hedefleri CHP’yi yönetilemez hale getirmek demiştik, bu noktaya şimdiden gelmiş durumdayız.
CHP’yi yönetilemez hale getirdiler ama AKP’yi yönetebiliyorlar mı, bu gerçekten kuşkulu. CHP operasyonları bir açıdan AKP’yi rahatlatıyor ama diğer açıdan AKP’yi de krize sokuyor. Krizin nerede kontrol altına alınacağını, hatta kontrol altına alınıp alınmayacağını kimse bilemez.
İlginç bir döneme giriyoruz. Uluslararası sistem de son derece dağınık, sürekli yeni hamleler, yeni inisiyatifler, yeni bloklaşmalarla karşılaşıyoruz.
Açık olan bir şey var. ‘Devlet aklı’ filan deniyor, geçiniz. AKP’nin 24 yıllık iktidarı düzen siyasetini çok ama çok hırpaladı. Siyasetin iç dinamikleri kuruma eğiliminde. Baksanıza hâlâ Abdullah Gül’lü aile fotoğraflarına bel bağlayanlar var!
Bu kadar ağır sorunlarla yüz yüzeyken toplum, siyaset alanına dönük hoyrat müdahalelerin sistemin inandırıcılık sorununu derinleştirmemesi mümkün değil.
Yaklaşmakta olan krizi iyi okumak ve ona uygun stratejiler geliştirmek zorundayız. Türkiye’nin kavşağı seçimli bir demokrasi ile, seçimsiz biri monarşi arasında olmayacak. Türkiye’nin kavşağı açgözlülüğün akılsızlaştırdığı bir sömürü düzeninde bilinmezlik ve yıkım içinde sürüklenmekle emekçi halkın temsil ettiği yeni bir kurucu irade arasında olacak.”


