GÜNDEM

Karısının gözlüğünü kullanan adam…

14 Temmuz günü belediye halk plajı kıyısındaki mikroplastik kirliliği cep telefonuyla kaydetmeye çalışıyordum. Plajda eşiyle güneşlenmekte olan bir adam yerinden kalkıp yanıma geldi. Kendisi de deniz kirliliğinden çok şikayetçiydi. O da fotoğraf ve video çekimleri yapmakta lakin hiç yararını görmemekteydi. Yöre belediyesini suçluyordu. Yaptığı çekimleri ve oluşturduğu şikâyetini nereye sunduğunu sordum; belediyedeki çözüm masasına bildirmek yerine görüntüleri sosyal medyadan yayımlamayı tercih etmekteydi!

Ona, ilgililere sağlıklı bilgi ulaştırmak için görüntü aldığımı, böyle bir yolun daha doğru olduğunu anlatmaya çalıştım. Mikroplastik parçacıklarından oluşan bu kirlilik daha önce gördüklerimize benzemiyordu. Şehrin atığından ziyade güney doğulu rüzgarla çok uzaklardan geliyor gibiydi. Sözlerime yanıt olarak bir çırpıda makineli tüfek gibi yakınmalarını sıralamaya başladı…

Uzun yıllardan beri yöreye gelmekteydiler. Belediye başkanını turizmi bilen, düzgün bir insan olarak seçmişlerdi! Ama düş kırıklığı yaşıyorlardı. Mesela şehir merkezindeki kumsalı ancak triatlon zamanı dip taramayla temizliyorlar, bunun dışında ellemiyorlardı. Konuyu ilgisizce değiştirerek, “Hem şu gördüğünüz taş heykeller de belli bir nizam içinde değiller” diyerek devam etti. Ayrıca belediye gidip dağlara, yaylalara yatırım yapıyor, şehrin içini görmüyordu! Sabırla dinliyordum. Şehir merkezinde aylarca süren altyapı çalışmalarından haberinin olmaması olanaksızdı.

Yabancı Kürt mafyasının yönettiği(!) gezi teknelerinin de bir kirlilik nedeni olduğunu söyledi. Ona, “Yok, yerli ve Kürt mafyamız da var!” diyerek konuyu uzatmadım. Sonra bana, ucunda küçük deniz fenerinin yer aldığı mendireği gösterdi. Deniz kirliliğine bu mendirek neden oluyordu. Deniz fenerinin ne zaman yapıldığını sordum; “Çok eski, en az 50-60 yıllık” dedi! Büyük deniz fenerini sordum, o daha sonra yapılmıştı…

Artık dayanamadım. Şehrin yabancısı gibi davranmaktan vazgeçtim. Her şeyi yarım yamalak ve yanlış bildiğini, tartışmayı da yanlışlar üstünden götürdüğünü söyledim. Deniz feneri 2008 yılında, 18 yıl önce yapılmıştı! Doğruydu, deniz akıntısı mendirek yüzünden plajı dolduruyordu ama o başka konuydu. Söylediklerim karşısında bir an durakladı ama yine de söyleniyordu. Birdenbire neden gerek duyduysa, aslında sağcı olduğunu ama son seçimlerde sağa (artık hangi sağ ise!) oy vermediğini belirtti…

Zurnanın zırt dediği yere gelmiştik… Muhtemelen eşinin eski, dar güneş gözlüğünü kullanan bu kavruk Anadolu insanı ülkenin bütününe uyarlanabilecek bir davranış sergilemekteydi. ‘At gözlüğü’ benzetmesi konuyu anlatmada çok uygun olmazdı. Eşi de olsa başkasına ait olan, koyu renk bir gözlükle gerçeklik algısını yitirmiş olmalıydı. Gözlüğün numaralı olmasından şüphelendim. Eğer öyleyse dünyaya şaşı bakıyor, olayları öyle değerlendiriyordu. Belki de saklanıp, sütre gerisinden atış yapmak için böyle bir gözlük seçmişti…

O tuhaf güneş gözlüğüyle baktığında siyasi iktidar ve onun küçük ortağının ülkeyi sürüklediği mecradan yakınmakta ama bir sağcı içgüdüsü ile eline geçen her fırsatta demokratik yönetimlere vurmayı görev bilmekteydi. Genetik kodları bunu emrediyor olmalıydı. Belli ki ülkemizin siyasi geleceği bir süre daha bu insanların belirleyiciliğinde ilerleyecekti. Yola ister istemez bu insanlarla çıkılmıştı ve bugünlerde onun faturası ödenmekteydi…

İlgili Haberler

Özgür Özel’den parti örgütlerine ‘İzmir’ uyarısı: ‘Hata yapma lüksümüz yok’

admin

Depremin ardından iptal kararı: CHP Ulusal Egemenlik yürüyüşünün iptal edildiğini açıkladı

admin

İstanbul Emniyeti’nde yeni atamalar: İBB soruşturmasının yürütüldüğü şube dikkat çekti

admin

100 bin ve üzeri takipçisi olanlar dikkat! Influencerlara rekor cezalar verildi

admin

İstanbul ve çevre illerde hissedilen deprem!

admin

Dünyada savaşlar ve siber saldırılar, Türkiye’de doğal afetler öne çıkıyor

admin

Yorum Yap

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Et Devamını Oku

Çerez Politikası