
Adalet ölürse ne olur?
Bir maçta,
emrinde 24 kamera olan ve tekrarını istediği gibi seyredecek olan birinin, taraflı tarafsız herkesin tepkisini çeken 4-5 ağır pozisyonu görmemesi mümkün mü?
Mümkün değil…
Tabiatın doğal akışına ters!
Beşiktaş – Alanya maçında olduğu gibi…
Bunun adı, bilerek ‘Es’ geçmektir…
Birisini veya birilerini “kayırmak” demektir…
Her ne kadar, ‘Kayrılan’ takım ev sahibi takım gibi görünse de aslında o değildir.
“Büyük resim” şudur:
Bütün bunlar birike birike, yıl sonunda kimin işine yarıyorsa “Kayrılan” o dur!
Uzaydaki astronotların bile gördüğü yumruk atma olayını, monitör önünde görmemek için vicdanın taş ya da bir tarafın adamı olması lazımdır!
Statlara gelen binlerce, ekran başındaki milyonlarca insanın içindeki adil yarış ve adalet duygusunu öldürmektir...
Yumruk atma 1, buz gibi golün iptali 2, ceza sahasına girerken indirilme olayı 3…
İnsanın gözüne katarakt inmiş olsa bile bunları görürdü.
En azından, ‘Yahu’ derdi kataraktlı adam, “bişiler oluyor orada yahu. Hele gel bi bak mönitöre, hocam gel bi seyret istersen” derdi vallahi…
Hani bu, dandik itirafçıların, çıkarı için vicdansızca iftira atanların ifadesi değil ki! “Duydum, dediler ki, anlatanı hatırlamıyorum” işi hiç değil yahu bu!
Kamara görüntüleri kamera…
Bakın,
Üniversite için Siyasal Bilgiler gibi bir fakülte tercih ettiyseniz, daha birinci sınıfta size ‘Ulus olma’ özellikleri okutulur, öğretilir…
Bunlar, bir toplumun ulus olup olmadığına kıstas olacak şeylerdir.
Temel beş başlıkta toplar meseliyi akademik dersler…
1 Dil Birliği, 2 Coğrafya (Vatan) birliği, 3 Tarih ve Kader (Geçmiş) birliği, 4Kültür birliği, 5 Ortak aidiyet, ülkü birliği…
Elbette, bu meselenin alt başlıkları çok uzundur… İnanış gibi ortak ticaret gibi..
Ancak, bir milleti, bir ulusu bir arada tutan en önemli faktör, bunların merkezine oturmuş olan Adalettir…
Adalet yoksa toplum da “yoktur”!
Kısaca, toplumun çimentosu ne o’dur ne bu’dur…
Toplumun Çimentosu Adalettir…
Adalet yoksa toplumları bir arada tutmak mümkün değildir…
Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmet Han,
“Aklı öldürürsen ahlak da ölür.
Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür.
Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür.
Adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür.” diye boşuna demiyor!
Adalet yoksa devlette erir, yok olur…
İhtiyacı mı vardı koca Fatih’in böyle bir şeye, istediğini buyruğu, istediği fermanı veriyordu zaten...
Bu güçlü adamın istediği şey nedir, toplumda mümkün olduğunca Adalet…
Onu yanında Akıl, onun yanında Ahlak…
Elbette yüzde yüz adalet büyük yaratıcıya aittir. Tanrı’nındır…
İnsanlar yüzde yüz adil olamayabilir, yüzde yüz adalet dağıtamayabilir, aksaklıklar olabilir ama en azından herkesin kabul edilebilirlik ölçüsünde olmalıdır! Yoksa kargaşa başlar!
Bakın; Adalet, yani herkese eşit uzaklıkta olmak ‘çekirdek ailede’ başlar…
Ailelerde, küçük topluluklarda, derneklerde, mahallelerde, kulüplerde,camialarda, partilerde, şirketlerde, sporda hep aynıdır…
Adil yönetim yoksa topluluklar dağılır, dernekler kapanır.
İnsanları, toplumları, devletleri bir arada tutan “şeydir” adalettir!
Devletlerarası adaletsizliklerde savaş bile çıkıyor biliyorsunuz!
Tekrarlayalım, “Adil olmak”, eşit olmaya çalışmanın ön terazisidir…
Eşitlik başka bir kavramdır çünkü!
Misal, çok uzun biri ile çok kısa birini 100 metrede yarıştırmak belki “eşitliktir” ama Adil değildir, adalet hiç değildir!
Adalet, insanlara aynı koşulları aynı oranda sunmaktan geçer…
Herkese aynı davranmaktan geçer!
Biri birinden üstün tutulmayacak, biri torpilli olmayacak, biri kayrılmayacak!
“Eşitlik” bu anlamda olursa Adildir, Adalet böyle güzeldir!
Anayasalar, kanunlar, kurallar, yönergeler, talimatlar bunun için vardır.
Kanunlar neden vardır, “güçsüzü korumak”, haksızlığın önüne geçmek için.
Üniversite sınavında sor çalanlar vardı. Birilerinin hakkını yiyip öne geçiyorlardı.
Adalet bunu engellemek için vardır. Benim adamım, senin adamın olmaz!
Bu benim hemşerim hiç olmaz…
Ve elbette, bunun bir de uygulayıcıları Kanun koruyucuları vardır!
Maçlardaki hakemler gibi… Kuralları korumaları lazım! Ama nerdeee…
Var olmayan VAR hakemleri gibi mesela!
E “koruyucular” bunu yapıyorsa tuz kokmamış mıdır?
Maçlarda, yarışlarda, ticarette, siyasette, yani, hayata dair her şeyde ‘Adalet’denilen sihirli kavram, bu yüzden çok ama çok önemlidir!
Unutmayın ki,
Adaletin büyük yoldaşı ise Vicdan ve Ahlaktır!
O ne kadar varsa, o “ölçüde” karar verilir çünkü…
Adalet, şayet bu işin çimentosuysa,
Vicdan ve Ahlak onun içindeki burgulu demirlerdir!
Vicdan ve Ahlak öldüyse, Adalet de ölecektir…
Adalet ölürse Sultan Mehmet’in dediği olur!
Toplum dağılır, kaos başlar…
Herkesin adaleti kendine olur…
Böyle insanları toplumdan ayıklamak gerekmektedir!
Çürüme, her yere sirayet eder!
Sonra, statlar niye boş… Niye boş sanıyorsun?!
Çoğu sezon, şampiyon yapılacak olan bile belli en başından!
Bakın, futbolda da toplumlardaki gibi kurallar manzumesi vardır.
Ama, kural birine işler, birine işlemezse, olmaz! Adalet duygusu ölür!
Bu ülkeye yapılmış en büyük kötülük, işte budur!
MHK Başkanı ile tanıştık, gazeteciler arkadaşlarla yemek yedik…
Yeni kurallar seminerini birlikte yan yana izledik.
İyi niyetinden şüphe yok!
Ama ya o açıklamalar ne öyle…
O cümleleri gerçekten kendi kurduysa kelimeler kifayetsiz artık…
Mesleğin ‘Kadısı’ da böyle düşünüyorsa, harç bitti yapı paydos anam babam…
Büyük Fatih Sultan Mehmet haklı…
Bütün takımlar “eşit”, ama o takım “daha eşit” yapmayın! Acıyın bu ülkeye…
Bırakın Adalet,
bırakın Ahlak,
bırakın Vicdan yaşasın… Hür dolaşsın her yerde!
O zaman var ya, ne gerçek şampiyonlar, ne gerçek başarılar ortaya çıkar!
Gemi karaya oturmadan
OC bu sefer de kaçar…
En Kalbi Muhabbetlerimle…
Ben CAN; Orhan Can…


