
1- Fethullahçıların ByLock’tan kurtulma planı olan “Mor Beyin” listesine sokulanlar arasında gerçek ByLock kullanıcıları da var mıydı? Örneğin, 300 gerçek ByLock kullanıcısı da mağdurlar arasına sokulup sanık olmaktan kurtarıldı mı? Onlar arasında kaç AKP’li siyasetçi ve bürokrat vardı?
2- Erdoğan Bayrakdar adlı bir başsavcı vardı. “Ülkücü muhafazakâr” kimliğiyle bilinirdi. FETÖ’nün mülki idare yapılanmasına dair çok ciddi bir soruşturmayı yürütüyordu. Örgüt imamlarının itiraflarıyla ülkenin dört bir yanındaki FETÖ mensubu kaymakamlara, vali yardımcılarına ve valilere ulaştı. Çektikçe çorap söküğü gibi geliyordu. Gelin görün ki dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun baskısıyla görevden alındı, sürüldü, o kritik soruşturma da akamete uğradı. Acaba Başsavcı Erdoğan Bayrakdar devam etseydi…
Şu an halen görevde olan valilerden ya da kendisini başka tarikata aitmiş gibi gösteren nüfuzlu bürokratlardan gözaltına alacakları olacak mıydı?
3- Necip Cem İşçimen vardı… 69 ayrı FETÖ davası açan, Yurtta Sulh Konseyi’ni isim isim deşifre eden, dönemin Ankara Anayasal Düzene Karşı Suçlar Bürosu başsavcıvekiliydi.
Acaba, Hulusi Akar ve Hakan Fidan’ın 15 Temmuz’a dair ifadelerini almak istediği için mi görevden alındı? Ankara’daki hangi çok kritik bürokrata gözaltı yapacakken engellendi? FETÖ kumpasları döneminde Emniyet genel müdürü olan o bürokrata operasyon yapmaması için kimler tarafından arandı?
4- FETÖ borsası kurularak birçok örgüt mensubunun tahliye ya da beraat kararı aldığını öğrendik. Hatta bu nedenle meslekten ihraç edilen, cezalandırılan savcılar ve hâkimler oldu. Peki, o yargı mensuplarının para karşılığı özgürlüğüne kavuşturduğu Fethullahçılar hakkında daha sonra bir yaptırım uygulandı mı?
5- Hatırlayan olacaktır; 15 Temmuz şehitlerinin yakınları ve gaziler için resmi bir bağış kampanyası yapıldı; yüz milyonlarca lira toplandı. Darbe girişiminde hayatını kaybeden Yeni Şafak gazetesi foto muhabiri Mustafa Cambaz’ın oğlu Alpaslan Cambaz sosyal medyadan sormuş: “15 Temmuz dahil devlet eliyle tertiplenen tüm yardım kampanyaları da mercek altına alınsın mı?”
6- Ne iktidar ne yargı ne de sanıklar… 15 Temmuz davalarına Türkiye’de en hâkim olan isim gazeteci Müyesser Yıldız’dır. Artık maalesef kimsenin izlemediği duruşmaları yıllardır sabahtan akşama kadar yerinde izler, not eder, aktarır. Çok ısrar ettim ama bir türlü zaman yaratamadı: Acaba 15 Temmuz’un kitabını yazsaydı Müyesser abla, daha hangi gerçekleri öğrenecektik?
7- Darbe girişimi sonrası iki adresin kapatılmasına hâlâ üzülürüm: Zaman ve Taraf gazetelerinin web siteleri… Halbuki, iki site de ibret verici tarihi bir sanal müze gibi açık kalmalıydı. Biliyorum; iktidar o sitelerin arşivinde yer alan Fethullahçılarla ilişkilerini silmek istedi. Özetle, mevcut iktidar için zarar, kamu için yarardı. Ama merak ediyorum; o iki sitenin kapanmasının talimatını tam olarak kim verdi?

